17 .YÜZYILDA OSMANLI DEVLETİ

29 12 2009

17 .YÜZYILDA OSMANLI DEVLETİ

Osmanlı Devleti kuruluşundan 1500′lü yılların sonlarına kadar sürekli gelişme ve ilerleme gösterdi. Özellikle 16. yüzyılda (1500-1599) devrinin en büyük ve en güçlü devletlerinden biri oldu.

Ancak 1600′lü yılların başlarından itibaren bu ilerleme ve gelişmeler durdu. Savaşlarda eskisi gibi başarılar gösteremedi. Savaşlar uzadı. Maliyesi bozuldu. Ülke içinde karışıklıklar başladı. Halkın devlete olan güveni sarsıldı. Devleti ayakta tutan kurumlarda bozulmalar başladı.

Sokullu Mehmet Paşanın ölümünden (1579) sonra başlayıp 1600′lü yılların sonuna kadar devam eden bu döneme Osmanlı Devleti’nde Duraklama Devri denir.

Duraklamanın nedenleri

17.Yüzyılın başlarından itibaren tahta çıkan padişahların devlet işlerine karşı yeterli ilgi göstermemesi. Şehzadelerin sancak beyi olarak sancağa gönderilme işleminin kaldırılmasıyla başa geçen padişahların yönetim tecrübelerinin olmaması.Bu dönemde tahta geçen padişahlardan birçoğunun çocuk yaşta padişah olması.Yönetimle ilgisi olmayan saray kadınlarının padişahların tecrübesizliğinden veya küçük yaşta olmasından yararlanıp devlet işlerine karışması. Padişahların ordunun başında seferlere çıkmamaya başlaması.Önemli devlet makamlarının rüşvet ve adam kayırmalarla dağıtılır hale gelmesi. Devlet otoritesinin sarsılması. Halkın devlete olan güveninin sarsılması ve iç isyanların çıkması. Coğrafi Keşifler sonucu ticaret yollarının yön değiştirmesiyle gümrük gelirlerinin azalması.17.yüzyılda Avusturya ve İran’la yapılan savaşlarda başarı elde edilemeyince harcamaların karşılıksız kalması. Uzayıp giden savaşların getirdiği masraflar. Lüks ve israflarla saray giderlerinin artması. Özellikle Anadolu’da Celali isyanları nedeniyle üretimin azalması ve buna bağlı vergilerin azalması. Maaşlı askerlerin (Yeniçeri) sayısının artması. Askerlerin (Yeniçerilerin) askerlik dışı işlerle uğraşması. Denizcilikle ilgisi olmayanların Osmanlı Deniz kuvvetlerinde (Donanma) görevlendirilmesi. Rönesans sonrası Avrupa silah teknolojisinin gelişmesi, buna karşı Osmanlı silah teknolojisinin batının gerisinde kalması. Toprak yönetiminin bozulması sonucu köylülerin topraklarını terk ederek şehirlere göç etmesi. Genel nüfus artışı ve buna karşı işsizliğin artması. Osmanlı eğitim sisteminin bozulması. medreselerin çağın gelişmelerinin dışında kalması, buna karşın Rönesans ve Reform sonucu Avrupa’nın bilim, sanat, teknik, kültür ve eğitim sahasında gelişme göstermesi. Coğrafi Keşifler sonucu zenginleşen Avrupalı kralların büyük, düzenli ve daha güçlü ordular kurması. Avrupalı devletlerin Osmanlılara karşı ittifaklar oluşturması.

Siyasal Durumu

Osmanlı Devleti’nin Doğu Siyaseti

Osmanlı -İran ilişkileri

İran’daki Safevi Devleti ile yapılan savaşlar Yavuz Sultan Selim döneminde başlamış Kanuni döneminde yapılan Amasya Antlaşması ile son bulmuştu. Bu antlaşma 1577 yılında tekrar bozuldu.

1577′de başlayan savaşlar İstanbul (Ferhat Paşa) Antlaşması ile son buldu. Bu antlaşma ile Osmanlı Devleti doğuda en geniş sınırlarına ulaştı.

17. Yüzyılda gelindiğinde Osmanlı Devleti batıda bir yandan Avusturya ile savaşıyor bir yandan da Anadolu’da Celali isyanları ile uğraşıyordu. Bu durumdan yararlanmak isteyen İran Şahı daha önce kaybettiği toprakları geri almak için Osmanlı ülkesine saldırdı. Diyarbakır’a kadar ilerledi. Bu şekilde başlayan            Osmanlı-İran savaşları aralıklarla ve arada yapılan antlaşmalarla sürüp gitti. Her iki taraf da kesin bir üstünlük sağlayamadı.

İran’ın Bağdat’ı ele geçirmesiyle yeniden alevlenen Osmanlı-İran savaşları IV. Murat’ın sefere çıkması ile sonuçlandı. IV. Murat Doğu Anadolu ve Bağdat’ı geri aldı.

İranlıların isteği üzerine Kasr-ı Şirin Antlaşması yapıldı (1639). Antlaşmaya göre;

Revan ve Azerbaycan İranlılara bırakıldı.

Bağdat, Musul ve Diyarbakır Osmanlılarda kaldı.

ÖNEMLİ  

Bugünkü Türkiye -İran sınırı, büyük ölçüde Kasr-ı Şirin Antlaşması’yla çizilen sınırlardır.

SORULAR

1-Sanayi inkılabının sonuçlarını söyleyiniz.

2-Sanayi inkılabının Osmanlı Devletine etkileri nelerdir?

3-1555 Amasya Antlaşmasının önemi nedir?

4-Bu günkü Türkiye İran sınırı büyük ölçüde hangi antlaşma ile çizilmiştir?

5- Osmanlı- İran savaşları ilk defa ne zaman başlamıştır?

Osmanlı -Avusturya ilişkileri

Osmanlı Devleti ile Avusturya arasındaki ilişkiler, Mohaç Meydan Savaşı’ndan sonra başladı (1526). Çünkü bu savaş sonunda Macaristan topraklarının büyük bir bölümü Osmanlı Devleti’nin eline geçti. Osmanlı Devleti, Avusturya ile komşu oldu. Osmanlı -Avusturya Avusturya ilişkileri her iki devletin Macaristan’a egemen olmak istemesi doğrultusunda 17 .yüzyıl boyunca aralıklı olarak devam etti.

1593 -1606 Savaşları ve Zitvatorok Antlaşması

Avusturya Kanuni döneminde imzalanan 1533 İstanbul Antlaşması’yla Osmanlı Devleti’ne her yıl vergi vermekteydi.

Avusturya’nın bu vergileri ödememeye başlaması ve 1593 yılında çıkan bir sınır çatışması yüzünden Osmanlı Devleti ile arası açıldı. Bu nedenlerle Osmanlı Devleti, Avusturya üzerine sefer yapmaya karar verdi (1593).

Savaşın ilk yıllarında Osmanlı orduları başarı kazanamadı. Kanuni’den sonra tahta geçen II.Selim ve III.Murat ordunun başında hiç sefere çıkmamıştı. III.Murat’tan sonra başa geçen III.Mehmet’in ordunun başında sefere çıkması durumu değiştirdi.

Avusturya orduları Haçova’da kesin bir yenilgiye uğratıldı (1596). Ayrıca savaşın başında kaybedilen Kanije ve Estergon Kaleleri Avusturya’dan geri alındı.

Avusturya kralı Ferdinand Kanije Kalesini almak için yeniden kuşattıysa da kale komutanı Tiryaki Hasan Paşanın kaleyi kahramanca savunması sonucu yenilerek geri çekildi (1601).

Bu başarılar, Osmanlı Devleti’nin bölgedeki gücünü yeniden arttırdı. Savaşın başında Osmanlı Devleti’nden ayrılıp Avusturya’ya yardım eden Eflak ve Boğdan beyleri Osmanlı Devleti’ne yeniden itaat ettiler.

Gelişmeler sonucu Avusturya, Osmanlı Devleti’ne barış teklif etti. Doğuda süren İran savaşları ve Ana- dolu’daki Celali isyanları nedeniyle Osmanlı Devleti Avusturya’nın barış teklifini kabul etti. İki taraf arasında Zitvatorok Antlaşması imzalandı (1606).

Antlaşmaya göre;

Eğri, Kanije ve Estergon Kaleleri Osmanlı Devleti’nde kaldı.

Avusturya imparatorunun (arşidükü) protokol bakımından Osmanlı padişahına eşit olduğu kabul edildi.

Avusturya’nın Osmanlı Devleti’ne her yıl ödediği vergi kaldırıldı.

Avusturya, Osmanlı Devleti’ne verdiği zararlardan dolayı savaş tazminatı ödemeyi kabul etti.

Zitvatorok Antlaşmasının Önemi

Osmanlı Devleti, savaşlarda kazandığı başarıyı Anadolu’daki Celali isyanları ve doğudaki İran savaşları nedeniyle barış görüşmelerinde gösteremedi.

Osmanlı Devleti’nin Kanuni döneminde elde ettiği Avusturya dolayısıyla Avrupa üzerindeki üstünlüğü sona erdi.

1662 -1664 Savaşı ve Vasvar Antlaşması

Zitvatoruk Antlaşması ile sağlanan barış 1662′ye kadar sürdü. Avusturya’nın Osmanlı Devleti’ne bağlı Erdel Beyliği’nin iç işlerine karışması üzerine Osmanlı -Avusturya savaşları yeniden başladı.

Sadrazam Köprülü Fazıl Ahmet Paşa, Avusturya üzerine sefere çıktı. Uyvar Kalesini fethetti. Avusturya’nın diğer devletlerden de aldığı yardımlarla oluşturduğu ordu bozguna uğratıldı. Bunun üzerine Avusturya barış istedi. İmzalanan

Vasvar Antlaşması’na (1664) göre;

Uyvar Kalesi Osmanlı Devleti’nde kalacak.

Erdel eskiden olduğu gibi yine Osmanlı Devleti’ne bağlı kalacak. Avusturya Erdel Beyliği’nin iç işlerine karışmayacak.

Avusturya, Osmanlı Devleti’ne savaş tazminatı ödeyecek.

İkinci Viyana Kuşatması ve Karlofça Antlaşması

Avusturya ile yapılan barış 1681 yılında bozuldu. Avusturya, Orta Avrupa’da durumunu güçlendirmek için Macaristan’a egemen olmak politikası izledi. Hristiyanlığın Protestan mezhebinden olan Macar halkına Katolik mezhebini kabul etmeleri için baskı ve eziyet yapmaya başladı. Bu baskıların artması üzerine Macarlar Tökeli İmre başkanlığında ayaklandılar. Ancak yeterli güçleri olmadığından Avusturya’ya karşı Osmanlı Devleti’nden yardım istediler.

Merzifonlu Kara Mustafa Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu sefere çıktı (1683). Bu sefer sırasında Kırım hanı, Erdel, Eflak ve Boğdan beyleri askerleriyle Osmanlı ordusuna katıldı.

Osmanlı Kuvvetleri kısa sürede ilerledi. Orta Macaristan alınacak yönetimi Tökeli İmre’ye verildi. Avusturya barış teklif etti ise de bu teklif kabul edilmedi. Osmanlı ordusu Avusturya’nın başkenti Viyana üzerine yürüdü ve şehri kuşattı.

Bu olay, Avrupa’da büyük bir korku meydana getirdi. Avusturya imparatoru, Avrupa devletlerinden yardım istedi. Papanın teşvikiyle Lehistan ve Alman kuvvetlerinden bir ordu oluşturuldu.

Viyana’nın güçlü bir kale olması kuşatmanın uzamasına neden oldu. Bu durum Papanın hazırladığı Haçlı ordusuna zaman kazandırdı. Hazırlanan Haçlı ordusu Leh Kralı komutasında Viyana’ya ulaştı.

Bu sırada kuşatmanın uzaması nedeniyle Osmanlı ordusu iyice yorulmuştu. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Avusturya’nın yardımına gelecek Haçlıları durdurma işini Kırım hanına vermişti. Kırım hanı, Lehistan ordusunun Tuna nehrini geçmesini engellemedi. İki ateş arasında kalan Osmanlı ordusu yenilerek geri çekildi (1683).

İkinci Viyana yenilgisi, Avrupalıların Türkleri Avrupa’dan atma umutlarını artırdı. Bu amaçla papanın da çabalarıyla Avusturya, Lehistan Rusya, Venedik ve Malta devletleri Osmanlı Devleti’ne karşı Kutsal ittifak oluşturdu.

Kutsal ittifaka katılan devletlerle Osmanlı Devleti arasındaki savaş 16 yıl sürdü. Bu savaşlar sırasında dört padişah değişti. Birçok sadrazam görev başına geldi. Osmanlı ordusu yıprandı. Devletin ekonomisi bozuldu. Mağlup olan Osmanlı Devleti barış istemek zorunda kaldı. 1699′da imzalanan Karlofça Antlaşması’yla savaşa son verildi.

Bu anlaşma ile;

Macaristan, Erdel ve Hırvatistan’ın bir bölümü  Avusturya’ya bırakıldı.

Mora Yarımadası ve Dalmaçya Venediklilere bırakıldı.

Podolya ve Ukrayna Lehistan’a bırakıldı.

Antlaşmanın 25 yıl geçerli ve Avusturya’nın garantisi altında olması kabul edildi.

Karlofça Antlaşması’nın Önemi

Osmanlı Devleti’nin Orta Avrupa’daki egemenliği büyük ölçüde sona erdi.

Osmanlı Devleti batıda ilk kez toprak kaybettiği bu antlaşma ile çok büyük toprak kaybına uğradı.

Osmanlılar Avrupa’dan geri çekilmeye, Avrupalılar karşı saldırıya geçmeye başladı.

Avrupa’nın askeri bakımından üstünlüğü ortaya çıktı.

Osmanlı Devleti’nde Gerileme Dönemi başladı. Rusya ile 1700′de Karlofça Antlaşması’nın devamı olan İstanbul Antlaşması imzalandı.

Bu antlaşmaya göre de;

Azak Kalesi Rusya’ya verildi.

Rusya’nın İstanbul’da sürekli elçi bulundurması kabul edildi.

İstanbul Antlaşması’nın Önemi

Rusya Karadeniz’e doğru bir adım attı.

Rusya, İstanbul’da elçi bulundurmakla Osmanlı Devleti’ni daha yakından takip etme fırsatını elde etti.

Osmanlıların bu olaylardan sonra başlayan geri çekilişleri uzun yıllar boyunca devam etti. Kurtuluş Savaşı sırasında kazandığımız Sakarya Meydan Muhaberesi ile sona erdi. Sakarya zaferinden sonra Türkler savunma savaşını terk ederek tekrar taarruz gücüne ulaştı.

Osmanlı -Lehistan ilişkileri

Osmanlılar, Kırım ve Boğdan’ı aldıktan sonra Lehistan ile komşu olmuşlardı. Sokullu döneminden itibaren de Osmanlılara bağlı Kırım Hanlığı’na vergi vermeye başlamışlardı.

Osmanlı Devleti ile Lehistan arasındaki savaşların odak noktası, Lehistan’ın ele geçirmek istediği Boğdan ve Ukrayna Bölgesi olmuştur. Osmanlı Lehistan Savaşı Lehistan’ın Boğdan’ın iç işlerine karışması ve buraya bir ordu göndermesiyle başladı. Padişah II.Osman (Genç Osman) Lehistan Seferi’ne çıktı. Lehliler, Yaş şehri yakınlarında yenilgiye uğratıldı.

Hotin Kalesi kuşatıldı. Fakat yeniçerilerin disiplinsiz davranışları nedeniyle kale alınamadı. Savaş, Hotin Antlaşması’yla sonuçlandı (1621).

Bu antlaşmayla;

Boğdan yine Osmanlı egemenliğinde kaldı.

Lehistan, Kırım Hanlığı’na vergi vermeyi tekrar kabul etti.

50 yıl süren barış dönemi Lehlilerin Osmanlı koruması altındaki Ukrayna kazaklarının ülkesine saldırıları üzerine sona erdi. Savaşlar yeniden başladı. Osmanlı Padişah’ı IV. Mehmet ordunun başında sefere çıktı. Lehliler yenilgiye uğradı (1672). Bunun üzerine Leh kralı barış istedi. Bucaş Antlaşması imzalandı (1672).

Antlaşmaya göre;

Podolya eyaleti Osmanlı Devleti’ne verilecek.

Lehistan orduları Ukrayna’dan çekilecek.

Lehistan her yıl vergi ödeyecekti.

Ancak Leh Meclisinin vergi maddesini kabul etmemesiyle savaşlar yeniden başladı. Osmanlı Devleti’nin vergi maddesinden vazgeçmesiyle antlaşma yenilendi (1676).

Bucaş Antlaşması Osmanlı Devleti’nin batıda toprak kazandığı son antlaşmadır.

Osmanlı -Lehistan savaşları ikinci Viyana Kuşatması (1683) sonrası yeniden başladı. Osmanlı Devleti’ne karşı oluşturulan Kutsal ittifaka katılan Lehistan 1699′da yılında yapılan Karlofça Antlaşması’yla Podolya ve Ukraynayı Osmanlı Devleti’nden geri aldı.

Osmanlı -Venedik ilişkileri

Orta çağ’ın en büyük denizci devletleri Cenevizlilerle birlikte Venedik devletiydi. Osmanlı Devleti Ege ve Akdeniz’e açıldığı günden itibaren karşısında rakip olarak bu iki devleti buldu. Yükselme Dönemi’nde bu devletlerin egemenliğindeki Karadeniz, Ege ve Akdeniz’deki yerleri çoğunu alarak denizlerde de üstünlüğü ele geçirdi.

XVII. yüzyıldaki Osmanlı Venedik ilişkileri Akdeniz’deki Girit Adası odak noktası olmak üzere gelişti. Girit Adası, Venediklilerin elindeydi. iki devlet arasındaki ilişkinin ana nedeni, Akdeniz’de ekonomik ve askeri üstünlük kurma isteğidir.

Girit, Akdeniz’de stratejik bir konumdaydı. Suriye, Mısır ve Kuzey Afrika’ya sahip olan Osmanlı Devleti’nin Akdeniz güvenliği için Girit Adası’nın da alınması gerekiyordu.

Osmanlı deniz ticaretine zarar veren Akdeniz’deki korsanların Venedik tarafından korunması üzerine Osmanlı Devleti Venedik’e savaş açtı (1645).

Osmanlı Donanması Girit’in kuşattı. Böylece Venedik ile savaş başladı. Venedik’e papanın teşviki ile İspanya ve Fransa yardım etti.

Yapılan kuşatma ve savaşlar 24 yıl (1645 -1669) sürdü. Köprülü Fazıl Ahmet Paşa zamanında Girit adası bütünüyle fethedildi (1669). Venedikliler barış istedi. Yapılan antlaşma ile Girit Adası Osmanlı Devleti’ne katıldı.

Girit’in alınması ile Osmanlıların Akdeniz’deki egemenliği güçlendi. Fakat Girit kuşatmasının çok uzun sürmesi Osmanlı maliyesini olumsuz yönde etkiledi.

Bu antlaşma 1684 yılında Venedik’in Kutsal İttifak’a katılması ile bozuldu. Osmanlı Devleti daha sonra imzaladığı Karlofça Antlaşması’yla Mora Yarımadası ve Dalmaçya kıyılarını Venediklilere bıraktı.

Bilgiler eğitim amaçlıdır.Öğrencilere başarılar dilerim.
Selami ALKAN(SND)Safranbolu 2007 SEVGİLERLE.








Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.